Sınav haftasına sayılı günler kala sınav modelinin değiştirilmesine tepki yağıyor. Artık tüm sınav sorularını MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) hazırlayacak. Yeni modelde 10 soruluk bir sınavın sekiz sorusunu yapay zeka destekli sistem oluşturacak, geri kalan iki soruyu ise öğretmen kendisi seçecek.

Birinci dönem yazılı sınavlarına günler kala MEB tarafından duyurulan Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay sert tepki gösterdi.

YENİÇAĞ’a özel değerlendirmelerde bulunan Kadem Özbay, Bakanlığın antidemokratik uygulamalarla öğretmenin eğitim sürecindeki söz hakkını ve mesleki özerkliğini her geçen gün daralttığını vurguladı.

“ÖĞRETMENE ‘YALNIZCA İKİ SORUYU SEN HAZIRLAYABİLİRSİN’ DENİLİYOR”

Yeni sistemle öğretmenin pedagojik sorumluluğunun yok sayıldığını belirten Kadem Özbay, şu ifadeleri kullandı:

“Öğrencisini tanıyan öğretmen, hangi soruyu soracağını da bilir. Öğretmen, Bakanlıktan gelen talimatları uygulamakla görevlendirilmiş bir memurdan ibaret değildir. Şimdi öğretmene, sınavın yalnızca iki sorusunu sen hazırlayabilirsin, geri kalanını Bakanlığın sistemi belirleyecek deniliyor. Öğretmenin mesleki bilgi birikimi, deneyimi ve öğrencileriyle kurduğu pedagojik ilişki yok sayılıyor.”

“EŞİT KOŞULLARDA EĞİTİM VERMEDİĞİNİZ ÇOCUKLARI AYNI SORULARLA ÖLÇEMEZSİNİZ”

Okullar arasındaki imkân ve koşul eşitsizliklerine dikkat çeken Kadem Özbay, merkezi sınav dayatmasının adaletsizlik yaratacağını belirtti:

“Bir yanda her türlü imkâna sahip okullar, diğer yanda öğretmen açığıyla, kalabalık sınıflarla, yetersiz donanımla mücadele eden okullar var. Eşit koşullarda eğitim vermediğiniz çocukları aynı sorularla ölçerek eğitimde adaleti sağlayamazsınız! Öğretmenin iradesini yok sayarak eğitimin niteliğini artıramazsınız. Öğretmeni susturduğunuz yerde eğitimi geliştiremezsiniz!”

YAPAY ZEKA VE VERİ GÜVENLİĞİ UYARISI

Yapay zeka destekli soru hazırlama ve puanlama süreçlerindeki belirsizliklerin de altını çizen Özbay; öğrenci verilerinin korunması ve bu verilerin öğretmenlerin performansını denetlemek amacıyla kullanılıp kullanılmayacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

“Eşit koşullarda eğitim vermediğiniz çocukları aynı sorularla ölçerek eğitimde adaleti sağlayamazsınız!” diyen Eğitim-İş Başkanı Kadem Özbay’ın açıklamasının tamamı şöyle;

“Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin mesleki özerkliğini ortadan kaldırma konusunda sınır tanımıyor. Laik ve bilimsel eğitimi hedef alan gerici müfredatı dayatan, ders kitaplarını ideolojik tercihleri doğrultusunda şekillendiren, öğretmenin eğitim sürecindeki söz hakkını her geçen gün daraltan Bakanlık, şimdi de öğretmenin kendi öğrencisine soracağı sınav sorusuna müdahale ediyor.

Birinci dönem yazılı sınavlarına günler kala duyurulan Ortak Yazılı Sınav Sistemi, Bakanlığın eğitim yönetimindeki antidemokratik anlayışının son örneğidir. Öğretmenlerin görüşünü almadan, eğitim sendikalarını sürece katmadan, okullar arasındaki eşitsizlikleri dikkate almadan alınan kararlarla eğitim yönetilemez.

‘ÖĞRETMEN, BAKANLIKTAN GELEN TALİMATLARI UYGULAMAKLA GÖREVLİ BİR MEMUR DEĞİL’

Öğrencisini tanıyan öğretmen, hangi soruyu soracağını da bilir. Öğretmen, Bakanlıktan gelen talimatları uygulamakla görevlendirilmiş bir memurdan ibaret değildir. Öğrencisinin hangi konuyu kavradığını, nerede zorlandığını, hangi kazanımlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu en iyi bilen kişidir. Ölçme ve değerlendirme de öğretmenin pedagojik sorumluluğunun ayrılmaz bir parçasıdır.

Şimdi öğretmene, sınavın yalnızca iki sorusunu sen hazırlayabilirsin, geri kalanını Bakanlığın sistemi belirleyecek deniliyor. Öğretmenin mesleki bilgi birikimi, deneyimi ve öğrencileriyle kurduğu pedagojik ilişki yok sayılıyor.

“EŞİT KOŞULLARDA EĞİTİM VERMEDİĞİNİZ ÇOCUKLARI AYNI SORULARLA ÖLÇEREK EĞİTİMDE ADALETİ SAĞLAYAMAZSINIZ!”

Üstelik Türkiye’de bütün okullar aynı koşullarda eğitim vermiyor. Bir yanda her türlü imkâna sahip okullar, diğer yanda öğretmen açığıyla, kalabalık sınıflarla, yetersiz donanımla mücadele eden okullar var. Bakanlık bu eşitsizlikleri gidermek yerine bütün çocukları aynı merkezi ölçme sistemine tabi tutmaya hazırlanıyor.

Eşit koşullarda eğitim vermediğiniz çocukları aynı sorularla ölçerek eğitimde adaleti sağlayamazsınız!
Daha da çarpıcı olan, Bakanlık yöneticilerinin bir yandan sınav odaklı eğitim sisteminden şikayet ederken diğer yandan okul içi yazılıları daha fazla merkezileştirmesidir. Eğitim sistemini sınav baskısından kurtarması gerekenler, sınavı eğitim üzerindeki denetimin yeni aracına dönüştürüyor.

Yapay zeka destekli soru hazırlama ve puanlama süreçlerinin nasıl denetleneceği, öğrenci verilerinin nasıl korunacağı, bu verilerin öğretmenlerin performansını denetlemek amacıyla kullanılıp kullanılmayacağı da açıklığa kavuşturulmuş değildir.

Öğretmenin mesleki yetkilerine müdahale etmekten vazgeçin! Eğitimdeki sorunları çözmek istiyorsanız öğretmeni denetim altına almak yerine onun mesleki özerkliğini güvence altına alın. Okulların eksiklerini giderin, öğretmen açığını kapatın, sınıf mevcutlarını düşürün, her çocuğa eşit ve nitelikli eğitim olanakları sağlayın.

Eğitim-İş olarak öğretmenin emeğini, mesleki onurunu ve pedagojik özgürlüğünü hedef alan bu dayatmaya karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

Öğretmenin iradesini yok sayarak eğitimin niteliğini artıramazsınız. Öğretmeni susturduğunuz yerde eğitimi geliştiremezsiniz!”